TRForumcu.NeT (Arşiv Ana sayfa) => Güncel Haberler

Konu: Günün haberler 10.11.2007

Sayfa: [ 1 ]

๓єђ๓єt™ ® 10.11.2007 00:29:04
'Türkiye'nin hedefi Kerkük mü?'
 
Nashville'de, Amerika'daki Kürtlerin başı olarak görülen 53 yaşındaki Jamel Numan, Kürtlerin tüm korkularının bir anlamda sözcüsü konumunda. Numan şöyle diyor: Sınıra askerlerini yığan Türkiye, sonunda Irak'ta yönetimi mi üstlenecek merak ediyorum doğrusu.

Hafta başında Başbakan Erdoğan ve Amerikan Başkanı Bush Beyaz Saray'da Kuzey Irak'a yapılacak operasyonla ilgili belli kararlar aldılar. Kandil dağında konuşlanan 3000 PKK'lının varlığından söz ediliyor. Fakat PKK sadece son eylemlerinde değil, aynı zamanda yıllardır süregelen olaylarda çok sayıda vatandaşın ve askerin canına kıydı.

Ayrılıkçı grubun asıl hedefi bağımsız bir Kürt devleti yaratabilmek. Türklerin çekindiği nokta da belki de bu. PKK 1980 yılındaki olaylarda çok insanın canına kıydı. O dönemde kendilerini etkin bir biçimde kanıtlamaya çalıştılar. Son dönemlerdeki eylemleriyle de gerçekleştirmek istedikleri, daha fazla otonomi ve kültürel anlamda kendilerini kabul ettirebilme arzusu.

Türkiye zaten bugüne kadar çok sayıda sınırlı operasyon girişiminde bulundu. Fakat PKK her nedense hala ayakta. 2003 yılından beri Kürdistan Bölgesel Yönetimi, kendi otonom yönetim sistemini daha da güçlendirmiş durumda. Kuzey Irak'ta özerk ve kendi kurallarıyla yeni bir yönetim oluşturdu adeta. Kürdistan Bölgesel Yönetimi, 115 milyar varillik petrol rezervinin yüzde 0,5'lik kısmında hak sahibi. Geçen salı günü de yabancı şirketlerle yedi yeni anlaşma imzaladığını açıkladı ve aynı zamanda Bölgesel Yönetimi'nin kendi kontrolünde yeni bir şirket kurduklarını belirtti.

Kerkük, bölgenin kilit noktası. Kürtlerin kendilerine başkent yapmak istedikleri yer. Petrol yönünden de çok zengin bir bölge. Saddam'ın Irak sınırlarını yeniden çizdiği dönemde sorunların arttığı bir bölge. Kürtlerin yanında aynı zamanda Türkmen ve diğer etnik gruplara ait insanlar da yaşıyor. Yani Kerkük oldukça değerli. Kimlik arayışında bir dönüm noktası olacak referandumla esas kimliğine kavuşmaya çalışıyor. Kerkük seçmenlerinin ve Bölgesel Kürt Yönetimi dışında kalan grupların yeni bir düzene yeşil ışık yakmak için vereceği oylar belki de Kuzey Irak'ın yeni şeklinde önemli rol üstlenecek. Bölgesel yönetim dışında kalan etnik gruplar, Kürdistan yönetiminin boyunluğu altına girerse dengeler yeniden değişebilir.

Bu noktada Türkiye ile ilgili olarak şunu sorgulamak gerekir. Türkiye'nin korkusu Kerkük'teki kanıtlanmış 11 milyar varillik petrol rezervini, Kürdistan Bölge Yönetimi'ne kaptırmamak olabilir. Çünkü bu sayede Kuzey Irak'taki Kürt egemenliği ekonomik güçlerle de desteklenerek sağlam bir zemine oturabilecek. Tabi ki bölgeseki Kürt nüfusu da artacak. CIA'nın raporuna göre, İran, Suriye, Irak ve Türkiye'de toplam 22 milyon Kürt asıllı vatandaş var.

Kerkük'ün başka bir özelliği de, Türkiye'ye uzanan iki petrol borusunun başlangıç noktası olması. İki boru hattının toplam kapasitesi günlük 1,6 milyar varil. Diğer taraftan Türk firmalarının bölgede yapmış olduğu birçok iş anlaşması var. Bir anlamda bölgenin en büyük yatırımcısı Türkler. Bağdat yönetimiyle iyi diyaloglar içinde olan Türk yönetiminin, Washington hükümetinden ve Bağdat'tan istediği şey, eylemlerini Kuzey Irak merkezli yönetmeye çalışan PKK'nın bir terör örgütü olarak kabul edilmesi ve ona göre davranılması...

ABD yönetimi resmen Türkler ve Iraklı Kürtler arasında kalmış durumda. İki dostunu da kırmamak için elinden geleni yapıyor. Orta Doğu Projesi Uluslararası Kriz grubu yöneticisi Joost Hiltermann, "Türkiye bir kapana sıkışmış durumda. ABD yönetiminin kesinlikle Kürtlere verdiği desteği keserek Türkiye'ye arka çıkmalı" diyor ve ekliyor: "Türkiye Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimin durumunu, hem Türkiye'ye bağlı, hem de merkezi yönetime bağlı olarak yorumluyor."

Kürt toplumu içine kulak kabarttığınızda '3 bin PKK'lıyı yok etmek için 100 bin asker gönderemezsiniz' diye yorumlayanlar da var, 'Türkiye PKK'dan değil, Bağımsız Kürt Yönetimin'den korkuyor' diyen de...

PKK ve Kerkük ... İki temel konu. Bu iki sorun çözülebilirse herşey çözülecek...

Barzani, Time Magazine'e yaptığı açıklamada, "Doğrusunu söylemek gerekirse PKK sadece bir mazeret. Gerçek hedef Kürdistan bölgesi"' diyor ve sözlerini şöyle noktalıyor:

"Türk yönetimi eğer saldırırsa ve Kuzey Irak'ı işgal ederse tabi ki biz de kendimizi savunmak için karşılık vereceğiz. Ve eğer halkımıza, sınırlarımıza zarar vermeye kalkarlarsa, o zaman hiçbir şekilde sınır tanımayız..."

๓єђ๓єt™ ® 10.11.2007 00:31:08
Sınırda hareketli gün
 
PKK’ya karşı sınır ötesi operasyon hazırlıkları tamamlanırken Şırnak’ın Cudi Dağı eteklerinde Türk Silahlı Kuvvetleri, son dönemlerin en büyük tatbikatını gerçekleştirdi. Gerçek mermilerin kullandığı atışlı tatbikatta tankların yanı sıra roketatar ve havan topları ile ağır makineli silahlar kullanıldı. Yüzlerce Mehmetçik’in katıldığı tatbikatta özel eğitimli komandolar da görev aldı. Sınırda tatbikatın yanı sıra Kuzey Irak sınırındaki Çalışkan Beldesi’nde ‘teröre lanet’ mitingi düzenlendi. Mitingde, öğrencilerin okuduğu şiirler duygulu anlar yaşatırken, Türk Bayrakları eşliğinde terör örgütünü lanetleyen sloganlar atıldı.
    Irak sınırında son dönemlerin en büyük tatbikatı gerçekleştirildi. Cudi Dağı eteklerinde Cizre Tank Tuburu’na ait tanklar ile roketatar, havan topları, ağır makineli silahların kullandığı bir tatbikat gerçekleştirildi. Bolu Komando Tugayı’ndan gelen özel eğitimli komandoların da katıldığı tatbikatta yüzlerce Mehmetçik görev aldı. Tanklar, belirlenen hedefleri vururken, geniş bir alana yayılan Mehmetçik, adeta olası sınır ötesi bir harekatın tatbikatını gerçekleştirdi. Tatbikata zaman zaman havadan helikopterler de eşlik etti. Gerçek mermilerin kullanıldığı tatbikat başarıyla tamamlanırken, tatbikat alanının çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı.
    Mehmetçik, tatbikat alanı başta olmak üzere Çalışkan Beldesi yolu üzerinde sabahın erken saatlerinde mayın arama tarama faaliyetinde bulundu. Askeri konvoy hareketliliğinin yaşandığı bölgede, zırhlı araçlar hem mayın arayan askerlere, hem de konvoyların geçiş güzergahında geniş güvenlik önlemleri aldı.
   
    SIFIR NOKTADA TERÖRE LANET MİTİNGİ
    Şırnak’ın Silopi İlçesi’nin Kuzey Irak sınırında bulunan Çalışkan Beldesi’nde ise bugün yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı teröre lanet mitingi düzenlendi. Cuma namazından sonra belde sakinlerinin düzenlediği mitinge katılanlar dev Türk Bayrakları açarken, belde mezarlığında kadar yaklaşık 2 kilometre yürüyüşleri sırasında da ellerinde bayraklar taşıdı. Teröre lanet mitingine katılanlar, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’, ‘Türküz kardeşiz ölene kadar’, ‘Kahrolsun PKK’, ‘Türk Kürt kardeştir bizi bölen kalleştir’, ‘Askere uzanan eller kırılsın’, ‘Hepimiz Türküz ölene kadar’ sloganları atarken, ellerinde, ‘Kalleşler kardeşliğimizi bozamayacak’, ‘Terörü kardeşlik bitirecek’, ‘Her şey bu vatan için’ yazılı pankart taşıdı.
    Çalışkan Beldesi’nin DP’li Belediye Başkanı İsa Yiğit, 1999 yılından beri terörün bölgeye çok büyük kayıplar verdirdiğini belirterek, “Terör bölgemizde yüzlerce, binlerce insanın canına kıydı. Terörle sadece devlet değil, her bir birey de mücadele etmelidir'' diyerek terörü kınadı.
    Mitingde 10 yaşındaki Tayibe İnan, ‘Ay yıldızlı Al Bayrağım’ adlı şiiri duygulu sözlerle okuyarak, “Kahrolsun PKK, terörü istemiyoruz'' dedi. İlköğretim 8’nci sınıf öğrencisi 13 yaşındaki İbrahim Memiş’in ise, Kuzey Irak sınırındaki dağların eteğinde arkadaşlarıyla birlikte ‘Gençliğin Ata’ya Cevabı’nı hep bir ağızdan yüksek sesle okurken, mitinge katılanlar duygulu anlar yaşadı.

๓єђ๓єt™ ® 10.11.2007 00:32:08
Bulgaristan'dan DTP'ye, HÖH tepkisi
 
Bulgaristan’da üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH-DPS), Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile kıyaslanmak istemediğini bildirdi.
    HÖH parlamento grup başkan vekili ve Kırcaali milletvekili Remzi Osman, "Eli kanlı bir terör örgütüne sahip çıkan bir zihniyet ile kıyaslanmamız içimizi acıtıyor" dedi.
    "DTP’nin dün Ankara’da yapılan olağanüstü genel kurulunda birçok konuşmacının Bulgaristan’ı örnek göstererek, Hak ve Özgürlükler Hareketi ile DTP’yi aynı kefeye koymaya çalıştığını" dile getiren Osman AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Biz Bulgaristan’ın üniter yapısına ve bayrağına saygılı, Bulgaristan devletinin çıkarları için herkesten fazla çalışan bir partiyiz" diye konuştu.
    "Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin etnik bir parti olmadığını" vurgulayan Osman, "Bulgaristan anayasasında etnik ve dini temelli siyasi parti kurulmasının yasak olduğunu" hatırlatarak, şunları söyledi:
    "Hak ve Özgürlükler Hareketi, liberal görüşlü ulusal bir partidir.
    Avrupa Liberal Partisi üyesidir. Etnik bir temeli yoktur. Üyelerimizin çoğunluğunu Türklerin oluşturması bizi etnik kökenli bir parti yapmaz.
    Çünkü biz Bulgaristan’ın resmi dilinin Bulgarca olmasına, Bulgaristan’ın bütünlüğüne, üniter yapısına ve bayrağına sonuna kadar sahip çıkan bir siyaset izliyoruz. Bulgaristan’da yaşayan Türkler Türk’lükleriyle tabii ki gurur duyuyorlar ancak en az Bulgarlar kadar da devletine sadık vatandaş olmanın bilincini taşıyorlar."
   
   "PKK BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR"
    Remzi Osman, "PKK’nın eli kanlı bir terör örgütü olduğunu, Bulgaristan devletinin de bunu 18 yıldır resmen kabul ettiğini" belirterek, "bu bakımdan Türkiye’nin terör örgütü PKK’ya karşı verdiği savaşı desteklediğini" söyledi.
    "Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç ederek Türk vatandaşlığına geçmiş birçok gencin PKK’lı teröristler tarafından şehit edildiğini" de açıklayan Osman, "Orada kahpe kurşunlara şehit olmuş akrabalarımız var. Durum böyleyken o kahpe kurşunları sıkanları koruyan bir zihniyetle kıyaslanmamız içimizi acıtıyor. Bir terör örgütünün elebaşısının halk önderi olarak gösterilmesini de kabul etmemiz mümkün değildir" dedi.
    "DTP’nin Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin çizgisine gelebilmesinin mevcut düşünce ve tavırlarıyla imkansız olduğunu" belirten Osman, "Keşke Bulgaristan etnik modelini benimseyerek, yaşadıkları ülkenin resmi diline, bayrağına, üniter yapısına ve toprak bütünlüğüne bizim gibi sahip çıkabilseler" diye konuştu.

√нι∂∂єηнєαят√ 10.11.2007 09:32:30

               
Atamızın en özel halleri
         
10 Kasım 2007 Cumartesi 09:11
         
Tavla oynuyor, denize giriyor, evleniyor, uyuyor. İşte Atamızın en özel halleri
                              
Bugün Ata'mızı saygıyla, sevgiyle, özlemle bir kez daha anıyoruz. İşte onun objektiflere yansıyan en özel kareleri...













√нι∂∂єηнєαят√ 10.11.2007 09:38:17

               
Unuttuk sanma Atam! Video
         
10 Kasım 2007 Cumartesi 07:06
         
Türkiye Ata'sını ölüm yıldönümünde özlemle arıyor. Bu özel klip onu anlatıyor.
                              İnternethaber/ Türkiye'nin sevilen ses sanatçılarından Meyra, "Unuttum sanma" isimli şarkısını Atatürk'e ithaf etti.

Son dönemde Türkiye'nin yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken sanatçı, "Bu Müziği Ata'mız da çok seviyordu. Duygusal bir şarkı olan Unuttum Sanma'yı ona hediye etmek istedim" dedi.

Atatürk'ün ölüm yıldönümü 10 Kasım için özel olarak hazırlanan bu projeye, Emma Reklam sponsor oldu. Klip, resimlerle dünden bugüne Atatürk'lü yılları anlatıyor.

Seni Unuttuk sanma Atam...
İşte o klip;



Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

√нι∂∂єηнєαят√ 10.11.2007 09:41:10
 
Asker operasyona hazır!

10 Kasım 2007 Cumartesi 00:02
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt sınırötesinin yapılacağını söyledi
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptığı toplantıda sınır ötesi harekât, ABD temasları ve Dağlıca olayı ile ilgili görüşlerini açıkladı.

Org. Büyükanıt'ın gündemdeki konulara ilişkin görüşleri ve gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Org. Büyükanıt, hükümete sınır ötesi harekât yetkisi veren tezkerenin 19 Ekim 2007 günü Resmi Gazete'de yayımlandığını belirttikten sonra şu bilgiyi verdi:

'Operasyona hazırız'
"24 Ekim 2007 günü Başbakanlık bize bir yazı yazarak tezkere kapsamındaki operasyonla ilgili görüşlerimizi sordu. Biz de görüşlerimizi 1 Kasım 2007 günü Başbakanlığa bildirdik. Tekliflerimizi Başbakanlığa iletmiş olduk. Başbakanlık ve Dışişleri bu teklifler üzerinde çalışıyor. Bu bir hükümet direktifine dönüşecek ve bize gelecek. Zaten normal planlama usulü de budur. Şu anda yetki hükümette. Değerlendirilecek. Eğer harekâtın gerekli olduğuna inanırlarsa 'şu operasyonlar yapılır' denilecek.
Zaten biz asker olarak her türlü olasılığa karşı önceden planlama yaparız. Bir çatışma çıktıktan sonra planlama olmaz. Askeri birliklerimiz bir görev verildikten sonra kısa süreli bir ikazı müteakip son hazırlıkları yaparak operasyonu gerçekleştirebilecek durumdadır. Geldiğimiz nokta bu. Şimdi hükümetten gelecek direktifi bekliyoruz. O direktife göre, gereğini yapacağız. Bu süreçte bir gecikme yok."

'Birazcık operasyon olmaz'
Org. Büyükanıt, gazetecilerin "Kapsamlı bir operasyon mu olacak, yoksa nokta operasyonları mı" sorusuna, şu yanıtı verdi:
"Sırf operasyon yapmak için operasyon yapılmaz. Askeri gerekçeleri ve hedefi olur. Birazcık operasyon yapalım diye operasyon yapılmaz. Nokta veya nokta değil diye bir şey söylenemez. Bizim kafamızdaki şey, bunun ciddi bir hedefi olduğudur." Org. Büyükanıt, muhtemel operasyonun çapı ve sınırı konusundaki bir soruya da şu karşılığı verdi:
"Önce hükümet direktifini görmemiz lazım. O direktifte bazı sınırlamalar olur. O sınırlamalara bakacağız."

'İcazet alınmaz'
Org. Büyükanıt, bu konuda "niye ABD'ye sormuyorsunuz" şeklindeki yaklaşımlara karşı da şunu söyledi:
"İcazet alınması gibi bir yaklaşım çok yakışızsızdır. Böyle bir durum söz konusu olamaz. ABD'ye soruldu mu, diye soruyorlar. Biz kimseden icazet almayız. Bizim icazet alacağımız yer bellidir. O da kanunlarımız ve Atatürk'ün yol göstericiliğidir."

'ABD düşüncemi açıklamam'
Org. Büyükanıt, "ABD'nin tutumunu güvenilir, inandırıcı ve samimi buluyor musunuz" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Bulunduğum konumda düşüncelerim var ama açıkça ifade etmeyi uygun görmem. Biz düşman kazanmaya değil, dost kazanmaya çalışacağız. Toplumda negatif duygu ve düşünceler var." "Bu negatif düşünceler var mı" sorusu üzerine de Org. Büyükanıt "Bilemiyorum" karşılığını verdi.

'Turşu kurmayacağız'
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt, Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Bush'la yaptığı görüşmelere ilişkin olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu tür üst düzey görüşmelerin politik, diplomatik ve askeri yönü vardır. Ben askeri yönüne, Erdoğan-Bush'un basın toplantısına bakıyorum. Başkan Bush'un konuşması tamamen istihbarat üzerine kurulmuştu. Tabii istihbarat önemli. İstihbarat olursa gider orayı, o noktayı tahrip edersin.
Operasyon yapılmayacaksa istihbaratı ne yapalım? Turşu kurmuyoruz. Operasyon yapılmayacaksa onun geçerliliği kaybolur."

'ABD ile çatışmamak için'
Org. Büyükanıt, Genelkurmay İkinci başkanları ve ABD'nin Irak'taki komutanı Petraus arasındaki mekanizmaya ilişkin olarak da şu bilgiyi verdi:
"Üçlü mekanizma kavramı bize oyalamayı hatırlatıyor. O nedenle ben o kavramı kullanmıyorum. Çünkü aynı şey değil. Buna 'üçlü sistem' diyorum. İşte komutanlar arasında kırmızı telefon hattı olacağı da söylendi. Bu, operasyonel bir sistemdir. Sınır ötesi harekât olduğunda biz orada uçaklarımızı uçuracağız diyelim. ABD uçakları da var. Başka devriye gezenler var. Bu bakımdan birbirimizle çatışmamamız için, istemeden bir çatışma olmaması için koordine edilmesi gerekiyor. Kurulan üçlü sistem bu." (Org. Büyükanıt, bu konuda Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Ergin Saygun'a da söz verdi. Org. Saygun, söz konusu sistemin Edip Başer-Ralston arasındaki sistem gibi olmadığını söyledi.).

'Dağlıca'da Köstebek yok'
Org. Büyükanıt, PKK tarafından kaçırılan 8 asker arasında köstebek olduğu ve PKK'ya bilgi verildiğine ilişkin iddialara şu karşılığı verdi:
"Bana ulaşan böyle bir bilgi yok. Mehmetçiklerin yaşadıkları veya bulundukları yer itibarıyla onlara şüphe ile bakmak, son derece tehlikeli ve yanlış olur. Biz, etnik kökene bakmayız. O güvene sahibiz. Böyle bir yaklaşım bizi rahatsız eder. Öyle bir şey olsa, tekrar Türkiye'ye teslim ederler miydi? Etnik kökenleri ne olursa olsun Türkiye'ye vatandaşlık bağı ile bağlı herkes bizim kardeşimizdir."

'Taburda soruşturma sürüyor'
Org. Büyükanıt, 12 şehit verilen Dağlıca'daki terörist saldırı konusunda şunları anlattı:

"Dağlıca olayında şu anda neredeyiz, ne yapılacak? Şu anda kaçırılan erlerle ilgili olarak idari soruşturma yapılıyor. Bu 8 erle sınırlı değil. Dağlıca Taburu'ndaki herkesle görüşülüyor.
Askerlikte 'faaliyet sonu incelemesi' yapılır. Şu anda o kapsamda inceleme yapıyoruz. İdari soruşturma sonrasında ortaya bir resim çıkacak. Bu 8 erin hemen suçlu ilan edilmesi yanlış olur. Bir kusurları varsa, tabii ki o kusura göre sorumlu kişi veya kişiler hakkında işlem yapılır.
Bazı yayın organlarında bu çocuklar için esir kavramı kullanılıyor. Bundan büyük hata olamaz. Cenevre Sözleşmesi'ne göre ancak 'savaş esiri' olur ve savaşan iki devlet varsa kullanılabilir. Terör örgütü kendini bu anlamda taraf yapmaya çalışıyor."

'Asteğmen yaralıyken çatıştı'
"Dağlıca olayı 21.10.2007 günü gece yarısı oldu. Üç koldan saldırılıyor. Çatışma aralıklarla 36 saat sürdü. 12 personeli kaybettik. 8 personelle de irtibatımız kesildi. Sonra bunların terör örgütünün elinde olduğu ortaya çıktı. Birlik Dağlıca'daki normal piyade taburudur. Taburun ilerisinde hududa yakın yerde taburun emniyetini sağlayan unsur ile yine o unsurdan daha ileride emniyet sağlayan ufak bir gruba saldırı yapıldı. Zayiat emniyet grubundadır.
Küçük grubun başında bir asteğmen vardı. Yaralanmasına rağmen çatışmayı sürdürdü. Ve zayiat vermedi. O asteğmene üstün cesaret ve feragat madalyası verilmesini önerdim. Nasıl bir coğrafyada mücadele ettiğimizi sizler biliyorsunuz. Oraya gitmeyenlere Dağlıca'yı tarif etmek olanaksızdır. Örnek, Gabar Dağı 40 km. genişlikte, 30 km. derinlikte, 1200 kilometrekare yüzölçümü olan bir coğrafyadır.

Bunun içinde 100 tane terörist arıyorsunuz. Kumluğun içinde toplu iğne aramak gibi bir şeydir. O zor araziye rağmen tabii ki bunu yapacağız. Bizim görevimiz budur. Bir İngiliz sözü vardır. Başarısızlığın 40 bin tane nedeni olabilir, ama mazereti olamaz."

'Basın Şahin'i doğru yorumladı'
Org. Büyükanıt, Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in "Kurtulduklarına pek sevinemedim" şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine, "Benim yorumlamam doğru olmaz. Basın sanıyorum doğru yorumladı" dedi.

'Halkın tepkisi mükemmel'
Org. Büyükanıt, şehit aileleri başta olmak üzere, halkın tepkisinin mükemmel olduğunu belirtti ve şöyle dedi:
"Son olaylara bakınca halkımızın duyguları, düşünceleri mükemmel. Halkımız metin ve milletine bağlı. Şehit ailelerini metanetli görmek beni derinden etkiliyor. Ben, şehit annelerinin ellerini öperim, yaşları benden küçük olsa da. Babaların da gözlerinden öperim.

Haymana'da bir şehit annesinin elini öpmüştüm. Sonra o köye gazeteciler gitmiş ve şehit annesinin benim onun elini öptüğümde ne hissetiğini sormuşlar. Şehit annesi ise 'Ben o zaman kendimde değildim. Eğer kendimde olsam ben O'nun elini öperdim' demiş. İşte bizim milletimiz böyle büyük bir millettir.
Türkiye güçlü bir ülkedir. Tehdit olmak başkadır, o tehditi yaşama geçirmek başkadır. Kimsenin gücü Türkiye'yi bölmeye yetmez. PKK'nın gücü Türkiye'nin gücüne yetmez. Şimdi kendimizi Atatürk'ün yerine koyun. 15 Mayıs 1919'da daha Samsun'a çıkmadan, o koşullarda Samsun'a çıkma kararı alır mıydınız? Para yok, pul yok, ordu yok.
Ülke işgal altında. 17 yıldır savaşan bir ülke, okuma oranı erkeklerde yüzde 10, kadınlarda yüzde 1. Bu durumda gider miydiniz? Ama Atatürk'ün sezisi bu kararı aldırmış. Şimdi koşullarımız daha mı kötü? Kimse Türkiye'ye hayalindekileri dayatamaz."

'DTP'nin adını anmak istemiyorum'
Org. Büyükanıt, gazetecilerin DTP kongresiyle ilgili soru sormaları üzerine de şu yanıtı verdi:
"O siyasi partinin adını ağzıma almak istemiyorum. Bunların yaptığı gerçekten kabul edilemez. Bazıları terör örgütü olayını çok uluslu hale getirmeye çalışıyor. Perde açıldığında başka bir şeyle karşılaşabilirsiniz. Yaptıkları kabul edilemez.
Böyle devam ederse toplumda bir kutuplaşma ve çatışma ortamı ortaya çıkabilir. Herkesin bu konuda sorumluluğu var. Buna uygun davranmaklazım. Biz hep halkı ve teröristleri birbirinden ayırdık. Diyarbakır, Türkiye'de en çok sevildiğim yerlerden biridir."

Kaynak : MİLLİYET

√нι∂∂єηнєαят√ 10.11.2007 09:42:09

Eğitim bütçesi kabul edildi
09 Kasım 2007 Cuma 21:36
Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve üniversitelerin bütçeleri kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 11.30 saat süren görüşmelerin ardından, Milli Eğitim Bakanlığı, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURT-KUR) Genel Müdürlüğü ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK)ile 85 üniversitenin bütçesi benimsendi.

Milli Eğitim Bakanlığının 2008 yılı bütçesi, 22 milyar 915 milyon 565 bin YTL olarak öngörüldü.

√нι∂∂єηнєαят√ 10.11.2007 09:45:02

               
Vatan millet uğruna girmişler
         
10 Kasım 2007 Cumartesi 09:22
         
'Vatansever'lerin yargılandığı davada ilginç diyaloglar yaşandı.
                              
VatanseverKuvvetler Güç Birliği (VKGB) Hareketi Derneği Genel Başkanı TanerÜnal'ın da aralarında bulunduğu 15'i tutuklu, 19 dernek üyesininyargılanmasına başlandı.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndegörülen davada aralarında Taner Ünal'ın da bulunduğu 9 sanık serbestbırakıldı. Mahkeme, VKGBH Başkan Yardımcısı Ahmet Cinali ile KonyaBaşkanı Vehbi Şanlı'nın da bulunduğu 6 sanığın tutukluluk halinindevamına karar verdi.

Duruşmada, sanıkların tarihî eserkaçakçılığı ve gasp olaylarıyla ilgili bağlantıları soruldu. Terör veOrganize Suçlara bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülendavanın sabahki bölümünde sanık Taner Ünal ile Ahmet Cinali savunmayaptı.

Girdap Operasyonu'nda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Yazıİşleri Müdürü Murat Özdil adına dosya takip ettiği anlaşılanzanlılardan VKGBH Başkan Yardımcısı Ahmet Cinali ile Mahkeme HeyetiBaşkanı Mehmet Orhan Karadeniz arasında ilginç diyaloglar yaşandı.

Cinali,Mersin Silifke'de tarihî eser araştıran Yakup Bilir'in kaçırılarakzorla senet imzalattırıldığına ilişkin iddiaları reddetti. Söz konusuişlerin, VKGB ve derneğin başkanı Taner Ünal ile herhangi bir bağınınbulunmadığını belirten Cinali'nin savunmasına tepki gösteren MahkemeBaşkanı, sanığa, "Sana ne ki bu işlere girdin. Giresun neresi Silifke neresi? Ne işin var?" dedi.

Cinali, "Vatan millet uğruna bu işlere girdik." cevabını verince Başkan Karadeniz, sinirlenerek, "Sen ajan mısın? Jandarmanın elemanı mısın?" dedi. Cinali buna, "Ben devletin tüm birimlerinin adamıyım." karşılığını verdi.


Sayfa: [ 1 ]