TRForumcu.NeTDiğerArşive Kaldırılan Konular (Moderatörler: )Bak ELLerim Burda.....
Konu Bilgileri
Konu Başlığı Bak ELLerim Burda.....
Cevaplar 6
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 191
Önceki Önceki Konu
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Yazdır
Konu Derecelendirme: 0 Bookmark and Share
Konu: Bak ELLerim Burda.....  (Okunma Sayısı 191 defa) EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
asigirl
Kıdemli Üye
*****


Mesaj : 535
Forum Para : 14228.00 YTL
« : 19 Nisan 2007, 22:36:44 »


Sen yoktun, geceyi bin yıldıza bölerdim. Uykuyu kendime haram ederdim.
 Yorgun sabahlara güneşsiz yarınlara uyanırdı her gün yüreğm. Kime sorsam bilmezdi seni.
Öfkem onlara değil kendimeydi hep. Ağlamaksa, içe akıtılan gözyaşı, kimse görmezdi...
Her yağmur yağışında bu kentte, damla damla düşerdi özlem. Islanmak değildi beni korkutan, o damlalarda boğulmaktı.
Yokluğun beni boğardı. Öyle zorki dayanmak, sensiz geçen her dakika yüreğime çözülmeyecek bir düğüm atardı.
 Sıkılırdım, bunalırdım da, isyan bile edemezdim, sesim çıkmazdı.
Beni umursar mıydın, böylesine acı çekmemi anlar mıydın bilmiyorum? Yoktun çünkü, olsaydın ben böylesine acı çekmezdim ki...
Olsaydın, özlemek denen şeyin bu kadar zor olduğunu bilmezdim ki...
Sahi nasıl gitmiştin sen? Niye gitmiştin? Yıldızlara yazdığımız sevda bitmiş miydi? Kimdi seni çağıran yanına?
Bir bulsam cevaplarını bu soruların... Çaresizlik diye bir şey varmış hayatta ve ben bunu yeni öğreniyorum.
Bazen kendimle savaşıyorum, seni sevmekten kurtulmalıyım diye. Öylesine karmaşık bir denklem ki bu...
Seni sevmekten kurtulamazsam, benliğimi yitireceğim. Ben, ben olmaktan çıkacağım biliyorum.
Kurtulmayı başarırsam bu kez yüreğimdeki boşluğu nasıl dolduracağım peki?
Sensizliği yaşamaya alışmaktan da korkuyorum.
 Sensiz olmaya alıştıktan sonra bir gün çıkıp gelsen seninle yeniden birlikte olmayı beceremem diye korkuyorum.
 Bir çözümü olmalı bu işin. Var biliyorum ama ben bulamıyorum.
Sevgilim gitmeseydin, en tutkulu aşkın, en koyu sevdanın, en güzel masalın kahramanı olacaktın.
 Ben seni sevecektim, hiç bitmeyen bir aşkla.
Hep sana bakacaktım, hiç yorulmadan. Hep sana dokunacaktım hiç bıkmadan.
Ayaktayım ve yaşıyorum. Özleme, çaresizliğe, vefasızlığa ve tek başına taşıdığım bu aşka rağmen yaşıyorum.
Geleceğe dair umudumu yitirmedim henüz. Şimdi her neredeysen başını gökyüzüne çevir ve en parlak yıldıza bak...
İşte oradayım ben, seni izliyorum. Hala yüreğindeysem, hala bana dair özlem varsa içinde ve hala aşkı yaşatıyorsan içinde...
Sevgilim, orada durma, bak ellerim burada...




İKİ YOLCU
Bu kalabalık senin düğününe
Benimse cenazeme geliyor
Bu davullar senin düğününe;
Benimse cenazeme çalıyor.
Senin üzerine çiçek
Benim üzerime toprak atacaklar
Senin kınalı ellerinden
Benimse tabutumdan tutacaklar
Seni türkülerle, beni ağıtlarla
Uğurlayacaklar bizi iki yolcu gibi
İkimizde giysisi beyaz olacak
Nüfusa seni EVLİ beni ise ÖLÜ Yazacaklar.

Logged
 
TRForumcu.NeT | Bilgi ve Paylaşım Platformu
asigirl
Kıdemli Üye
*****


Mesaj : 535
Forum Para : 14228.00 YTL
« Yanıtla #1 : 19 Nisan 2007, 22:39:57 »

Fırtınali Bir Ask


Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik.
Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun.
Bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum.
İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk.
Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı,
 öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.
Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı.
 Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin.
 İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.
Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana.
 Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın.
Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım.
İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana "seni seviyorum" demek kolay bir iş değildi.
Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi.
Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım.
Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.
Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda...
Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum.
Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır.
Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.
O günün üstünden çok zaman geçti.
Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum.
Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum.
 Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum.
Duydun değil mi?

Seni seviyorum...

Logged
 
TRForumcu.NeT | Bilgi ve Paylaşım Platformu
asigirl
Kıdemli Üye
*****


Mesaj : 535
Forum Para : 14228.00 YTL
« Yanıtla #2 : 19 Nisan 2007, 22:41:57 »

  ASK BiZE YAKISTI 

Gözlerim gözlerinin üzerinde,gözlerim bir maviligin pesinde.
Ne varsa gecmise dair hepsini silip atmisim.Bir seni almisim yanima,birde sevdami,mavilige dalmisim.
Gercek nedir?Ya hayal,unutmusum hepsini…
Bir sana sariliyorum,bir sana…Birde yildizlar örtüyor üzerimizi.Herbiri ask dolu mavi yildizlar.
Teninden yayilan sicaklik deliyor gecenin karanligini.En gercek sey sensin simdi.
Senden öncesi yoktu sanki,sonrasi da olmasin.
Tenlerimiz bu atesi beslerken ve aksin maviligine tutkunun kirmizisini eklerken ruhlarimiz da birlesin.
Bie olalim,tek olalim,biz olalim,varsin kimse bilmesin.İlan etmeye gerek varmi bu coskuyu?
İlle birileri bilmeli mi yüregimizdeki ucari kuslari?
Sevmek yetmesin bize,birlesin dudaklarimiz ve hicbir söz o ani anlatmaya yetmesin.
Sadece kendi istedigimiz icin,icimizden geldigi gibi öpüslerle süsleyelim anlatmasi mümkün olmayan bu sevdamizi.
İki kalbin arasina özlem girmesin.
Yalniz günlere,yalniz gecelere inatözlemek sözcügünü cikaralim aksimizin lügatindan.
Özlem askin parcasidir bilirimasik olmayan özlemeyide bilmez bilirim ama,varsin bu sefer de böyle olsun ne dersin?Özlemi kilitleyip bir sandiga,anahtarini ativerelim bir denize ne dersin?
Yorgun düsünceye dek sevelim birbirimizi.Birbirimizi görmeyi engelleyecek diye uyumayalim geceleri.
Her zaman sanki ilk görüsüyor gibi birakmamacasina sarilalim birbirimize.
Komik seyler söyleyelim,gülelim.¨Ya biterse bu güzel sey” diyelim üzülelim.
Unutalim zamani,o anin icinde durup kalalim.Yasayalim sevgilim,yasayalim.
Kendimiz icin,aksimiz icin yasayalim.Bize dayatilan senaryolarin degil,sevdamizin oyunculari olalim.
Her zaman ayni pariltiyla baksin gözlerimiz birbirimize.
Seninle olmak yasamin bana verdigi en büyük mucizelerden biri.
Mucizelere inanmayan ben,simdi bu mucizeyle yasamaya alistim.
Bir kez kondu yüregim yüregine.Anla beni ve tut elimi…Yürüyelim birlikte bu sevdanin yolunda.
Bu ask bize cok yakisiyor Yar,yakisani üzerinden cikarma…

Logged
 
TRForumcu.NeT | Bilgi ve Paylaşım Platformu
asigirl
Kıdemli Üye
*****


Mesaj : 535
Forum Para : 14228.00 YTL
« Yanıtla #3 : 19 Nisan 2007, 22:49:09 »

Martılar ve Aşk
[/b]

Martılar niçin denizler üzerinde uçar? hiç düşündünüzmü? Bakın anlatıyım...
Bundan yüzyıllar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış.
Tabi her masalda olduğu gibi bu masalda da o ülkenin bir kıralı ve tabi ki birde prensesi varmış.
Prenses dünyalar güzeli bir kızmış.
 Kıralın emri ile hergün prenses dolaşmak için saray muhafızları ile birlikte sarayın dışına çıktığında ona bakmak yasakmış.
Halk onun dolaşmaya çıktığı ilan edildiğinde eğilir ve gözlerini kapatır, ya da evlerine kaçışırmış.
Ona görmenin bedeli ölümle cezalandırılırmış. Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında...
Fakir bir köylü delikanlı iradesini yenememiş ve yavaşça başını kaldırıp prensese bakmış ve başını kaldıran fakir delikanlı ile prenses o anda göz göze gelmişler... Tabi ki... tahmin edeceğiniz gibi fakir delikanlı prensese inanılmaz bir aşkla tutulmuş. Prensesinde o derin bakışlarının boş olmadığını düşünen fakir delikanlı günlerce uyuyamamış ve ölümü bile göze almak pahasına, prensesi bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş.
Bu arada fakir delikanlıya da tutulan güzel prenses onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış. Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda saray muhafızlarına yakalanmış.
 Kralın karşısına ***********ürülen delikanlı nasıl olsa ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duyduğu aşkını anlatmış.
Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına dayanamayarakl fakir delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.
 (İŞTE HİKAYEMİZ DE ZATEN BURADA BAŞLIYOR.)
Hemen bir gemi hazırlattıran kral gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyıda o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...
 Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan fakir delikanlı prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış...
Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkından haberdarmış.
 Sonunda martılar bile fakir delikanlıyı anlamış ve yazdığı mektupları prensese ***********ürmeye başlamışlar...
Ve zamanla prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya ***********üren martılar aracılığı ile aşkları iyice büyümüş; taki...
bir sabah sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabi korkulduğu gibi olmamış...
Ağlayarak kızına sarılan kral, hayvanların bile bu aşkı anlarken kendisinin anlayamadığı için kendisinden utandığını söyleyerek prensese hemen bir gemi göndertip fakir delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.
Buna çok mutlu olan prenses hemen fakir delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış.
Tabi bu arada mektubu ***********ürmek için bekleyen martıyada her şeyi anlatarak bütün martıları düğünlerine çağırmış. Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya ***********ürmek için yola çıkmış.
Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek için gagasını açtığında mektubun düştüğünü farketmiş.
 Ve mektubu tüm martılar hep birlikte aramaya başlamışlar... fakat bir türlü bulamamışlar.
 Bu arada prensesten mektup alamayan fakir delikanlı, yazmış olduğu mektupları göndermek için birtek martı bile bulamamış...
Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu arıyorlarmış...
 Prensesin kendisini unuttuğunu yahut istemediğini sanan fakir delikanlı martıların onun için gelmediğini düşünerek, fenerden kendisini kayaların üzerine atarak intihar etmiş.
 Ve malesef kralın gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar.
 İşte o gün bugündür, her şeyi düzeltmek için denizler üzerinde uçan martılar o mektubu ararlar.
 O mektubu bularak o inanılmaz sevgiyi ve herşeyi geri getiriceklerini sanırlar ve bu yüzden de hepdenizler üzerinde uçarlar…
[/cente]

Logged
 
TRForumcu.NeT | Bilgi ve Paylaşım Platformu
a.guney
Kıdemli Üye
*****


Mesaj : 425
Forum Para : 2522.00 YTL
« Yanıtla #4 : 22 Nisan 2007, 22:23:23 »

tşkler arkadaşım emeğine sağlık 

Logged
 
TRForumcu.NeT | Bilgi ve Paylaşım Platformu
« Yanıtla #5 : 27 Nisan 2007, 10:22:05 »


paylaşımların için teşekkürler...
arkadaşım.

Logged
 
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Yazdır