|
 |
« : 12 Temmuz 2006, 10:19:42 » |
|
GERÇEK DOSTLARA >>Hani, diyorum da, insanın gerçekten mükemmel bir dostu olsa... >>"Onu", şöyle, içine sindire - sindire, kocaman bir sarılsa... >>Yüreklilikle söylediğiniz... >>"Canım benim!... dediğiniz... >>Telefonda bile saatlerce konuştuğunuz, sıcakcık biri... >>Özlediğinizde, hayal kurduğunuzda yanınızda o var mı? >>Sizi hiç yalnız bırakmayan biri... >>Cesur, sempatik, azimli, kararlı... >>Arayan, soran, "Seni özlüyorum" diyen biri. >>Böyle bir canlı ile her şeyi konuşabilir, paylaşabilirsiniz. >>Yanıltmaz! Anlayışla karşılar her şeyi... >>Hataları, günahları - sevapları, her bir şeyi konuşabilirsiniz onunla... >>Bir arayış içinde olmanıza gerek yoktur. >>O kendiliğinden çıka gelir zaten. Birgün bir bakarsınız, karşınızda... >>Bir de bakmışsınız sımsıcak sohbetler, derin konular, sırlar, >>paylaşımlar... >>Kimseye söyleyemediğinizi, en yakınınıza anlatamadığınızı, geçmişteki >>izleri, geleceğe dairlerinizi, sadece ona anlatır olursunuz. >>Kadın, erkek fark etmez. >>Bir dost bulun! Ama gerçek olsun. >>Aradığınızda işinizi değil, sizi soran... >>Kötü gününüzde ev sahibi, iyi gününüzde kiracınız olsun. >>Anlatsın, konuşsun, açık - seçik, korkmadan yaşasın. Güvensin! >>Cinsiyeti olmasın! Bir kartal kadar haşin, bir maymun kadar şaklaban, bir >>ceylan kadar narin olsun. >>Doğruları söylesin. Gözleriyle ve kalpten konuşsun. >>Yaşasın! Doya doya yaşasın, doya doya yaşatsın. >>Beyninden değil, yüreğinden versin. "Olsun varsın! Paylaşırım" desin. >>Bir dostunuz olsun. >>Sizi ve benliğinizdekileri paylaşsın... >>Dost olsun! >>Ama... >>Gerçek bir dost...
|