TRForumcu | ForumDiğerArşive Kaldırılan Konular (Moderatörler: )Kemalizm ve Kadin!..
Konu Bilgileri
Konu Başlığı Kemalizm ve Kadin!..
Cevaplar 2
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 515
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kemalizm ve Kadin!..  (Okunma Sayısı 515 defa)
Seyduna
αє۹υỉтαѕ
WebMaster
*********


Mesaj : 13.981
Forum Para : 98.00 YTL
Karizma Puanı : 2592
Teşekkür: Edilen: 171
Alınan: 1711
Ölümü Güzelleştirir Ölen ...
WWW
Offline
« : 04 Kasım 2006, 17:55:43 »


Bilindigi Gibi 5 Aralik 1934 Tarihi, Kadinlara Siyasi Haklarin Verildigi İddia Edilen Tarihtir. Ancak Kadinlara Verildigi İddia Edilen Bu Haklar, Kadinlar Tarafindan Verilen Mücadele Ne-ticesinde Alinan Haklar Olmayip, Tepeden İnme Bir Anlayisin Neticesinde Mustafa Kemal Tarafindan Bagislanan Haklardi. Dolayisiyla, Kemalistler Tarafindan, Bati'nin Bir Çok Ülkesinden Önce Verilmekle Övünülen Bu Haklar, Sirin Tekeli'nin De Belirttigi Gibi Konjonktür Geregi Verilen Ve Buna Ragmen Kontrollü Olarak Kadinlara Kullandirilan -bazen De Kullandirilmayan- Türden Haklardi. Çünkü, Kemalizm Kurulusundan Bu Yana, Tepeden İnmeci, Jakoben Bir Anlayisin Tezahürü Olan Tek Millet, Tek Sef, Tek Devlet Esasina Dayali, Oportünist, Çikarci, Pragmatik Despot Bir Anlayisi Temsil Eden Bir Sistemdi. Ve Bu Nedenle De Muhalefete Ve Hatta Degisik Görüslere Bile Tahammülü Olmayan Bir Sistem Öngörmekteydi. Bu Sistem, "tek Kisi"nin Hakim Oldugu Bir Sistemdi. Ayrica, Bu Sistem Ayni Zamanda, Bu Ülke İnsanlarini Bütünüyle Sadece "tek Kisi"nin Belirledigi Hedefe Yönlendirmeyi De Kendisi İçin Asil Amaç Edinmisti. Yani, Ülkenin Bütün İnsanlari İçin Bir Tek Hedef Vardi; O Da, O "tek Kisi"nin Belirledigi Hedefti. Bu Hedefin Disina Çikanlar Ya Da Çikmaga Yeltenenler, Ülkeye İhanet Suçu İle Suçlanmaktan Kurtulamamislardir. Bugün Bile Bu "tekçi" Anlayis Tarafindan Belirlenen Hedefe Muhalif Olan Kisi Ya Da Gruplar, Ayni Anlayisi Temsil Eden, Marjinal Kalmis Kemalistler Tarafindan, Öyle Degerlendirilmiyor Mu? Iste "tek Kisi" Tarafindan Belirlenerek Çerçevesi -adeta- Duvarlarla Örülen Bu Anlayis, Toplumu Tepeden Tirnaga Kadar Yeniden Sekillendirmek İçin Ayni Tür Uygulamalara Halen Bugün De Devam Etmektedir. Kisacasi, Osmanli'nin Mirasi Üzerine Kurulan Bu Yeni Ülkenin, Yeni Yönetim Seklinden, Çikarilacak Kanunlara, Halkin Giyiminden Yasanti Sekline Hatta Yeme İçme Seklinden, Dans Etme Sekline Kadar; Bir Taraftan Toplumsal Düsünce, Diger Taraftan Da Toplumsal Yasanti Sekli, Bu Tek'çi Anlayis Tarafindan Sekillendirilmistir. Dolayisiyla Ülkeye Çesitli Desiselerle Hakim Olan Bu Anlayista; Cumhuriyetin İlan Edilmesine De, Kadinlara Siyasi Haklarin Verilmesine De Ve Hatta Kimlerin Hangi Bölgelerde Milletvekili Olacagina Da, Tek Basina Karar Veren Hep 'o' Tek Kisi Olmustur. Ve O Tek Kisinin Agzindan Çikan Bir Sözle Kimi İnsanlar İhya Olmus, Kimi İnsanlar Da Daragaçlarinda Sallandirilmistir; Ve Bu Tek Kisinin Karari İle Bir Gecede Cumhuriyet İlanina Karar Verilmis, Partiler Kurulmus Ve Partiler Kapatilmistir. Hatta, "tek Kisi" Tarafindan Alinan Bu Gibi Siyasi Ka-ralarin Yaninda, Kisiler Arasindaki İliskilere De Müdahale Edilerek Kadinlarin Dans Etmeleri Bile, Onun Emri İle Olmaktaydi. Nitekim Bir Defasinda, "... Devlet Yüksek Yöneticilerinin De Çagrili Oldugu Bir Baloda Üniformali Subaylarin Dansetmediklerini Gördü. Gazi, Bunun Nedenini Sordu. Komutanlardan Biri, Suçun Her Dansa Çagriyi Geri Çeviren Kadinlarda Oldugunu Söyleyince Mustafa Kemal, Yüksek Sesle Topluluga Söyle Seslendi: 'arkadaslar, Dünyada Subay Üniformasi Giymis Bir Türk Erkeginin Dans Önerisini Geri Çevirebilecek Bir Kadinin Bulunabilecegini Düsünemiyorum. Simdi Emrediyorum! Hemen Salona Dagilin! Ileri Mars! Dans Edin!" Emri Üzerine, Herkesin Dans Etmeye Kalkismasi Da, Bu "tek Kisi"nin Otoritesinin Etkisini Göstermesi Bakimindan İlginç Bir Örnektir. Bu Tür Emirler Sadece Dans Etmeyle De Sinirli Kalmiyordu. Nitekim, Daha Sonra Ki Dönemlerde Ülkenin Öncelikli Tehdidi Olarak İlan Edilen Ve "komünizm Her Görüldügü Yerde Basi Ezilmelidir" Sözü Mensuplari İçin Söylenen Tkp'nin (türkiye Komiünist Partisi) Kurulmasi İle İlgili İlk Emir De Yine Mustafa Kemal Tarafindan Verilmisti. Buna Gerekçe Olarak Da, Talat Pasa'ya Yazdigi Mektupta Da Belirtildigi Gibi, "gerekirse Bolsevizmi De Biz Kurariz" Seklindeki Mustafa Kemal'in Konjonktürel Ve Pragmatik Anlayisi İdi!.. Mustafa Kemal Bu Güçlü Ülkelerden Yana Görünme Anlayisini, Ülke İçinde Gücü/hakimiyeti Tek Basina Ele Geçirinceye Ve Ülke Disinda İse Himayesine Girdigi Ülkenin Güçlülügü Netlesinceye Kadar Devam Ettirmistir. H. Edip Adivar'in Da Belirttigi Gibi Mustafa Kemal, Gücü Ele Geçirdikten Sonra, Emirlerine İtirazsiz Uyulmasini Ve Kendisine Karsi Hiçbir Elestiri Geti-rilmemesini Açikça Belirtiyordu. Nitekim, H.e. Adivar İle Bir Konusmasinda, "herkes Benim Verdigim Emri Yapmalidir... Ben Hiçbir Elestiri, Hiçbir Fikir İstemiyorum... Yalniz Emirlerimin Yerine Getirilmesini..." İstiyorum Seklindeki Sözlerinden De Bu Durum Açikça Görülüyordu. Mustafa Kemal, Ölünceye Kadar Da, Bu Tavrini Devam Ettirmis Ve İradesine -en Yakin Arkadaslari Dahil- Hiç Kimseyi Ortak Olarak Kabul Etmemistir. Buna Yeltenenlerin İse, Maalesef Politik Hayatlari Da, Sosyal Hayatlari Da Hüsranla Sona Ermistir. Kazim Karabekir, Rauf Orbay Ve Arkadaslari İle Ünlü Hatip Onbasi Halide Edip Adivar'in -son Dönemde De Ismet Inönü'nün- Basina Gelenler, Mustafa Kemal'in Bu Tavrinin İlginç Örneklerinden Sadece Birkaç Tanesidir.
     Anlasilan Odur Ki, Mustafa Kemal, Kendi Düsüncesinin Disinda Hiç Kimsenin Düsüncesine Önem Vermezdi. Her Konuda -hemen Hemen- Yalniz Basina Karar Verir Ve Uygulamaya Koyardi. Zaman Zaman, Herhangi Bir Konu İle İlgili Olarak Çankaya Köskü'ndeki "içki Sofrasi"na Çagirdigi Kimselerden İse, Konu İle İlgili Görüslerini Almaktan Ziyade, Kendisinin Önceden Vermis Oldugu Karari Onlara Duyurmaya Yönelik Olmakta İdi. O Dö-nemde, Mustafa Kemal'in Etrafinda Bulunanlar Da, Mustafa Kemal'in Bu "tek"ligini, Her Seyin Kendi Karari İle Yapildigini Ya Da Yasaklandigini, Kendi Kararlarinin Aksine Görüs Serdetmenin Hayati Tehlikeyi Gerektirdigini Konusmalarinda, Yazilarinda Dile Getirmekten De Bir Beis Görmemekte İdiler. Nitekim, Kiliç Ali Tarafindan Bu Durum "aksam" Gazetesindeki Bir Makalede; "... Milli Kurtulus Savasini Halkin Degil, Sadece Atatürk'ün Yaptigi" İleri Sürülüyordu. Bu Yaziyi Aktaran Zekeriya Sertel "yaziyi Okumamiz Bitince Ahmet Rasim Bey Gözlügünün Altindan Bana Söyle Bir Bakti: -cevap Verecek Misin? Dedi. Sanmiyorum, Dedim. Sakin Ha... Yaziyi Kimin Yazdigi Belli. Mustafa Kemal'le Çatismayi Göze Almak Gerekir. Bu Da Bugünkü Kosullar İçinde Delilik Olur. Yaziyi Hiç Okumamis Gibi Davran." Sertel De "öyle Yaptim" Diyor.
     Seyh Said Kiyami Nedeniyle Kurulan Istiklal Mahkemeleri De Emirle, Hem De Tek Kisinin Emriyle Kurulmustu Ve Çalismalarini Da Bu "tek Kisi"nin Emriyle Devam Ettiriyordu. Çesitli İllerde Kurulan Bu Mahkeme-lerde, Yine Emirle Sayisiz İnsan Daragaçlarinda Sallandirilmisti; Herhalde -dili Olsaydi- Bunun En Canli Sahidi De Samanpazari Sirtlari İdi. Daragaçlarinda Sallandirilan Bu İnsanlarin Suçlari İse, -tamaminin Da- Potansiyel Muhalif Olarak Görülmeleriydi; İsin Üzücü Tarafi Da, Bunlarin Basinda, Milli Mücadele Adi Verilen Mücadeleyi Baslatanlar, Bulunduklari Bölgelerde Dis Düsmani Cani Kani Pahasina Kovanlar Gelmekteydi. Bunlarin Arasinda, Az Da Olsa Kendilerini Tehdit Etmek Ve Göz Dagi Vermek İçin, Yandasi Gazeteciler De Vardi. Bu Gazeteciler, Istiklal Mahkemelerinin "tek Kisi"nin Emriyle Çalistigina Güzel Bir Örnek Teskil Etmektedir. "ıstanbul'un Belli Basli Gazete Bas Yazarlari Diyarbakir'daki Istiklal Mahkemesine Gönderilmislerdi. Bunlar Arasinda "tasviri Efkâr" Sahip Ve Basyazari Velid Ebuzziya, "vatan" Gazetesi Sahip Ve Basyazari Ahmet Emin Yalman, Ayni Gazetenin Yazarlarindan Ahmet Sükrü Esmer, Gene Bas Yazarlardan Ismail Müstak Ve Baskalari Vardi. Ahmet Emin, Daha Yoldayken, Adana'dan, Mustafa Kemal'e Telgraf Göndererek Yalvarmaya Baslamisti. Affedilirse, Bir Daha Gazetecilik Yapmayacagina Söz Veriyordu..." "tek Kisi" Gücünü Ve "tek"ligini Kanitlamiscasina, Bu Tür Yalvarmalardan Sonra, Gazetecilerin Serbest Birakilmasi, Yine Bu "tek Kisi" Tarafindan Saglanmisti.
     Anadolu Kadını, Mıllı Mücadelenın Aslı Unsurlarındandı!..
     Osmanli Imparatorluguna Ait Topraklarin Paylasilmasina Yönelik Olarak, Emperyalist Ülkelerce Anadolu'nun Çesitli Bölgelerinin İsgal Edilmesine Karsi Verilen Mücadelede, Anadolu Kadinin Bu Mücadelede Oynadigi Rolü Göz Ardi Etmek, Bu Mücadelenin Anlasilmamasi Ya Da Eksik Anlasilmasi Anlamina Gelir. Bilindigi Gibi Bu Ülke, Bu Yüz Yilin Baslarindan İtibaren Ingilizler, Fransizlar, Italyanlar, Yunanlar Ve Ermeniler Tarafindan İsgal Edilmisti. Hilafetin Bulundugu Merkez Istanbul Da İsgal Altindaydi. Ancak Bütün Bu Olumsuzluklara Ragmen Kadiniyla, Erkegiyle, Genciyle, İhtiyariyla Ve Hatta Çocuguyla Organizeli, Birbirinden Haberli Olmasa Da, -mustafa Kemal Henüz Padisah Tarafindan Görevlendirilmemisti Bile- Bu İsgali Sona Erdirmek İçin, Anadolu Bütünüyle Adeta Ayaga Kalkmisti. Kadinlar Yaptiklari Mitinglerle -özellikle De Sultanahmet Meydani'nda H. Edip Adivar'in Konustugu Miting- Bir Taraftan Kendileri Fiilen Mücadeleye Katiliyorlardi, Bir Taraftan Da Top Yekun Bütün Bir Halk, Bu Mücadelenin Saflarina Katilmaya Davet Ediliyordu. Iste Bu Amaçla Kadinlar Mücadelelerini Daha Organizeli Yapmak İçin, Ülkenin Çesitli Bölgelerinde Çesitli İsimler Altinda Kurduklari Cemiyetler Halinde Örgütleniyorlardi; Bunlarin Arasinda Yaygin Olarak Örgütlenen Ve Birçok İlde Subelerini De Açan Anadolu Kadinlari Müdafaa-i Vatan Cemiyeti De Vardi. Böylesine Kutsal Bir Mücadelede Anadolu Kadini, Sadece Ordunun Yardimci Hizmetlerine Katkida Bulunmakla Yetinmemis, Mücadelenin Her Safhasinda Yer Alarak, Baska Ülke-lerde Benzeri Olmayan Kahramanliklar Sergilemistir.
     Anadolu Kadini, Yerine Göre, Cephe Gerisinde Cephaneyi, Yaralanan Milisi/askeri, Hastalanan Hastayi Ve İkmal Maddelerini Sirtinda Ya Da Kagnilarda Tasirken, Yerine Göre De Elinde Silahi İle Gönüllü Olarak Cepheden Cepheye Kosarak Milis Kuvvetleri İle Birlikte Savasa Katilmistir. Hilafetin Ve Ülkenin Kurtarilmasi İçin Bu Savaslarda, İsimleri Bilinenlerin Haricinde, Çok Sayida İsimsiz Kahraman Anadolu Kadini Gençligin Baharinda İken Sehit Olmustur. Çünkü, Basta Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi'nin Fetvasi Olmak Üzere Bir Çok Fetva Onlar İçin Vazgeçilemez Olan Bir Kutsal Hedefi Gösteriyordu Ki O Da; Ya Sehit Olmak Ya Da Gazi Olmakti. Denizli Müftüsü Fetvasinda Söyle Diyordu; "...bizler Simdiye Kadar Esir Yasamadik Ve Yasamayiz. Silahimiz Yoksa Sapan Tasiyla Düsmana Karsi Çikmak Ve Onu Tepelemek Her Türk Ve Müslümana Farz-i Ayndir. Fetva Veriyorum..." Iste Bu Fetvalar Dogrultusunda Anadolu İnsani; Kadini İle Erkegiyle, Müstevli Devletlere Karsi Adeta Ayaga Kalkmisti. Nitekim Bu Kadinlardan, "gördesli Makbule Hanim 1921'de, Evlendikten Hemen Sonra Kocasiyla Birlikte Bir Çete Örgütlemisti. Bu Çete, Birkaç Ay Boyunca Düsmani Hayli Hirpaladi. Gördesli Makbule Hanim Savas Alaninda Sehit Düstü." Yine, Tayyar Rahmiye Hanim Güney Cephesinde 9. Tümene Bagli Bir Gönüllüler Müfrezesine Komuta Ediyordu. Bu Müfreze, 1 Temmuz 1920'de Osmaniye'deki Fransiz Müstahkem Mevki Karargahina Saldirma Buyrugunu Aldi. Tayyar Rahmiye Hanim, Buranin Ele Geçirilmesinden Az Bir Süre Önce Can Verdi." Yine, "anlatildigina Göre, Bir Türk Kadini Sirtinda Çocuguyla Cepheye, Bir Araba Dolusu Mühimmat Ve Cephane ***********ürmektedir. Yagmur Yagmaya Baslayinca, Cephaneler İslanmasin Diye Çocugunu Sardigi Örtüyü Hemen Çikarip Cephanelerin Üzerine Örter. Iki Öküzün Çektigi Arabada, Siperlere Erzak Tasimakla Görevli Bir Kadinin Öyküsü De, *********** *********** Dile Getirilir; Öküzlerden Biri Düsman Kursunlariyla Agir Yaralanir. Kadin Ve Yanindaki İki Çocugu Öküzün Yerine Kosularak Arabayi Çekmeye Devam Ederler. Sirtlarinda Süt Bebekleriyle, Cepheye Yiyecek-içecek Tasiyan Kadinlarin Öyküleri De Anlatilan İlginç Olaylardandir. Gene, Sakarya Savaslari Sirasinda, 23 Agustos 1922'de Cepheye Cephane Tasiyan Konvoydaki Hamile Bir Kadin, Dogum Yapar. Hemen Cephe Gerisine Göndermek İsterler; Fakat O Reddeder: "ben Bunlari Nasil Birakirim? Ordu Cephane Bekliyor." Iste, Anadolu Kadini; Gerektigi Zaman Çocuguna Analik, Kocasina Eslik, Gerektigi Zaman Da Savasta En Ön Saflarda Savasarak Sehit Düsmenin Ne Kadar Kutsal Oldugunu Bilecek Kadar İnanç Sahibi İdi. Mustafa Kemal De 21 Mart 1923'te Konya'da Kizilay'in Kadin Kollarina Hitap Ederken, Anadolu Kadinini Söyle Degerlendirmektedir; "...çift Süren, Tarlayi Eken, Ormandan Odun, Kereste Getiren, Mahsülati (ürünleri) Pazara ***********ürerek Paraya Kalbeden (çeviren), Aile Ocaklarinin Dumanini Tüttüren, Bütün Bunlarla Beraber Sirtiyla, Kagnisiyla, Kucagindaki Yavrusu İle, Yagmur Demeyip, Sicak-soguk Demeyip, Cephenin Mühimmatini (savas Gereçlerini) Tasiyan Hep Onlar, Hep O Ulvi (yüce), O Fedakâr, O İlahi Anadolu Kadinlari Olmustur..." Dolayisiyla, Anadolu'nun Bu Rolünü -kadini İle Erkegiyle- Göz Ardi Ederek Milli Mücadelenin Kazanilmasini "tek Kisi"nin Kahramanligina Ya Da Dehasina Baglayarak Anlatanlar, Milli Mücadeleyi Kazanan Ruhu Anlayamayanlardir.

   Anadolu İnsani; Kadini İle Erkegi İle, Genci İle İhtiyari İle, Bütün Olumsuzluklara Ragmen, "cihad" Askiyla; "ya Sehid, Ya Da Gazi" Olma Suuruyla Dis Düsmani Ülkeden Kovmak İçin Can Siperane Savasmislardi. Bu Bitmez Tükenmez Savaslar Dolayisiyla Anadolu İnsani, Yorgun Düsmenin Yaninda Gün Be Gün Yoksullasmisti Da. Ama Onlar İçin Yoksullasmak Önemli Degildi; Önemli Olan Ülkenin Ve İstila Edilen Islam Topraklarinin "gavur"dan Kurtarilarak, Temizlenmesiydi. Nitekim, Izmir'in Yunanlilar Tarafindan İsgaline Mukavemet Edilmemesini İsteyen Izmir Valisi Ahmed Izzet Bey'e Karsi "vali Bey! Bu, Kanimla Kirmiziya Boyanabilir. Fakat Alnimda Yunan Alçagini Sükunet Ve Tevekülle Karsilamis Olmanin Karasi Oldugu Halde Huzuru İlahiye Çikamam" Diyen Izmir Müftüsü Rahmetullah Efendi1 İle "kalesinde Bayragi Dalgalanmayan Esir Bir Ülkede Cuma Namazi Kilinmaz"2 Diyen Bir Baska Hocaefendi'nin Konusmasinda Belirttigi Sözler, Bu Temizlik Harekatinda Atilan İlk Kursunlardi!.. Çünkü, Onlar İçin İlk Ve Son Hedef; 'ya İstiklal, Ya Ölümdü.' Bu Nedenle, Anadolu'nun İnançli İnsani, Cani Dahil, Varini Yogunu Düsmani Bu Ülkeden Kovmak İçin Ortaya Koydugundan, Yiyecegi Ekmegi Giyecegi Elbisesi Bile Kalmamisti. Ve, Anadolu Köylüsü Fakirlestikçe Fakirlesmisti! Bu Durumu Zekeriya Sertel Hatiralarini Yazdigi Kitabinda Söyle Anlatiyor; "... Önce Bir Kitlik Basladi. Bu Kitlik Yildan Yila Artti. Yillarca Çamur Gibi Kara Ekmek Baslica Gidamiz Oldu. Genis Halk Yiginlari Yiyecek Sey Bulamiyordu. Çocuklar Sütsüz, Hastalar İlaçsiz, İnsanlar Ekmeksiz Kaldi..."3 Kitabinin Bir Baska Sahifede İse; "ankara'ya Gelen Köylülerin Bir Kismi Burada Açikta Yasarlardi, Hayvanlari Ve Çoluk Çocuklariyla Beraber. Hayvanlari Bir Kenara Bagli-yor, Yere Yirtik Pirtik Bir Seyler Açiyor, Günü Geceyi Onlarin Üzerinde Geçiriyorlardi. Köylülerin Arabalari Ve Hayvanlariyla Sehre Girmeleri Yasak Edilmisti. Üstleri Baslari Yamadan Görünmüyor, Renkleri Topraktan Ve Kilden Anlasilmiyordu. Yasayislari Fakirce Olmaktan Da Asagiydi. Hani İstatistiklerde Asgari Yasayis Seviyesi Diye Bir Deyim Vardir. Bunlar Bu Yasayis Seviyesinin Altindaydilar. Eger Buna Yasamak Demek Dogruysa... Arada Sirada Yanlarina Giderdim. Baska Bir Dünyadan Gelmis Bir Yaratiklar Gibiydiler. Ben Sefaletin Bu Kadar Koyusunu, Bu Kadar Elle Tutulanini Görmemistim. Oysa, Bu Büyük Kurtulus Savasini Onlar Yasamislardi. Su Yirtik Kirli Paçavralar İçinde Vücutlarini Örtmeye Çalisan Kadinlar, Cepheye Sirtlarinda Mermi Tasimislardi. Anadolu'nun Kesin Gerçegi Buydu."4 Iste, Yerine Göre Cephede En Önde Savasan Ve Yerine Göre De Cephe Gerisinde Cep-heye Cephaneyi Sirtinda Tasiyan Anadolu'nun Cefakar İnsaninin Durumu Böyle İçler Acisiyken; Istanbul Ve Izmir'de Yasayan Küçük Bir Azinligin -ki Bunlarin Arasinda Mustafa Kemal'in Evlendigi Latife Hanimin Ailesi (usakizade Muammer Beyin Ailesi) De Vardi- Savastan Ve Savasin Getirdigi Yoksulluktan Habersiz Debdebe İçinde Yasiyordu. Bu Küçük Mutlu Azinligin Arasinda Karaborsacilik, Yolsuzluk Ve Rüsvet Almis Yürümüstü. Ittihatçilara Bagli Olan İmtiyazlilar İse, Sonsuz Servetler Yapmislardi. Bunlar, Aç Kalmis Halkin Sefaletiyle Alay Eder Gibi İsi Safahata Vurmuslardi. Apartmanlar Kurmuslar, Barlarda Ve Eglence Yerlerinde Artistlerin Sigaralarini Binlik Banknotlarla Yakip Egleniyorlardi. Sarap Ve Sampanyadan Nehirler Akitiyorlardi. Üstelik Bütün Bu Pisliklerini, Vurdumduymazliklarini Aç Halkin Gözü Önünde Yapiyorlardi.5 Görüldügü Gibi, Milli Mücadele Anadolu İnsanini Yorgun Düsürüp Fakirlestirirken, Büyük Kentlerde Yasayan Bu, Bir Avuç Mutlu Azinligi İse Zenginlestirmisti. Bir Taraftan, Anadolu'nun İnançli İnsani 'gavur' Olarak Bildikleri Düsmanlari Cani, Kani Pahasina Yurdunda Atmaya Çalisirken, Diger Taraftan Da Dönemin Kimi Tüccari, Mütegallibesi, Bürokrati Ve Toprak Agasi İse 'paranin Milliyeti Olmaz' Sözünü Dogrulatircasina, 'giden Agam, Gelen Pasam' Mantigi İle Müstevli Güçleri Sevinçle Karsilamaktaydi. Hatta "esrafin Gözünde, Yabanci Ordular, Anarsiyi Sona Erdirip Sermayeye Yeniden Güven Saglayan Kurtaricilardi. Izmir Ve Ege Havalisinde Terzilere, Yunan Bayraklari Siparis Edilmekte; Bazi Bölgelerde Karsilama Törenleri Hazirlanmakta, 'bizi Kurtarin' Yollu Çagrilar Yapilmaktaydi."6 Bunlar, Anadolu İnsani Fakirlesirken Zenginlesen İnsanlardi; Savas Zenginleriydi. Ülkenin İsgal Edilmesi, Ülke Zenginliklerinin Tarumar Edilmesi Bunlarin Umurunda Degildi. Bunlar İçin Önemli Olan, Baskalarinin Egemenliginde Bile Olsa, Kendi Zevk Ve Sefalarinin Devam Etmesi İdi. Dolaysiyla, Ülkenin Ingiliz Ya Da Amerikan Veyahut Fransiz Tarafindan İsgal Edilmesi Bunlari Hiç Üzmezdi. Zaten, Mandaciligi Ya Da Büyük Bir Devletin Himayesine Girerek Kurtulmak İsteyenler De Yine Bu Küçük Mutlu Azinlik İdi. Nitekim; "... Ingiliz Ticaret Odasi Da, Times Gazetesine Gönderdigi Bir Telgrafta, "sehrin Yunanlilara Verilmesinin Felaketlere Yol Açacagini" Belirttikten Sonra, "hristiyan Ahali Kadar, Türk Halkinca Da Bir Ingiliz, Amerikan Veya Fransiz Himayesinin Sevinçle Karsilanacagini" İleri Sürmektedir. Bu Muhalefete Ragmen, Yunan İsgali Gerçeklesmis Ve Kompradorlar, Nihayet Yine De Ingilizlerin Egemenliginde Bulunan Yunan Yönetimine İntibak Etmislerdir. Gerçi Yunan İsgali Kanli Ve Yagmaci Olmustur... Yunanlilarin Kulaklari Çekilerek Bu Hareketler Önlenmis Ve Kompradorlar Faaliyetlerini, Kurtulus Savasi'ndan Habersiz Sürdürmüslerdir. Kompradorlarin Bir Kurtulus Savasi Verildiginden Haberleri, Ancak Izmir'de Türk Süvarilerinin Nal Sesleri İsitilince Olacaktir. (...) Otel Naim'in Taraçasinda Ay İsiginda Dansli Aksam Yemekleri Veriliyor, Sporting Clup'de Bir Italyan Grubu Rigoletto Ve Traviata'yi Oynuyor, Kahvelerde Karartma Saatine Kadar Gitarlar Çalinip Sarkilar Söyleniyor, Garsonlar Müsterilere Serbet, Nargilelere Küçük Kor Parçaciklari Tasiyip Duruyorlardi." (...)
     "ıstanbul'da Da Durum Farkli Degildi: "trakya'ya Gitmek Üzere Istanbul'a Gelen Bir Milliyetçi Jandarma Birligi, Sokaklardan Geçerken Alkislarla Karsilandi. Yabancilarla Löventenler Gözden Uzak Duruyor, Milliyetçilerin Bu Cakasinin Bir Saman Alevi Gibi Parlayip Sönecegini, Sonra Her Seyin Yine Eskisi Gibi Olacagini Düsünerek, Kendilerini Avutuyorlardi."7 Anadolu Köylüsünün Aç Olmasi, Yoksullasmasi Bunlarin Umurunda Degildi; Hatta Ülkenin Tamaminin 'gavur Çizmeleri' Altina Girerek İstila Edilmesi De Bunlari Fazla İlgilendirmiyordu. Bunlar İçin Önemli Olan Yasadiklari O Süfli, İgrenç Ve Pespaye Hayatin Devam Etmesiydi. Ne Yazik Ki, Zaferden (ne Kadar Zafer Denilebilir, O Ayri Bir Tartisma Konusudur.) Sonra Da Ülkenin İtibar Edilen, Önlerinde Dügme İliklenerek Saygi İle Egilinen İnsanlar Da Yine Bunlar Oldu. Yani Anadolu'nun O İnançli, O Cefakar İnsani "gavur"u Kendi Ülkesinden Bütün Sikintilara Ragmen Kovmustu Ama Ne Yazik Ki, Kovulan O 'gavurlarin' Yerine, Anadolu İnsaninin İnanci İle, Yasantisi İle, Anadolu İnsanina Bakisi İle O 'gavurlari' Aratmayacaklar Gelmisti. Ancak, Bunlarla Savasmak, O "gavur" Bildikleri Dis Düsmanla Savasmak Kadar Kolay Olmayacakti. Nitekim Olmamisti Da!..
     Cumhuriyetin Ilani İle Birlikte Anadolu Kadini Da Unutulmustu!..
     Osmanli Imparatorlugu'nun Geri Kalan Topraklarinin Da Müstevli Devletler Tarafindan İsgal Edilmesinden Sonra Baslatilan Milli Mücadelede Erkeklerin Yaninda Kadinlar Da Yogun Bir Biçimde Yer Almislardi. Kadinlarin Milli Mücadeleye Katilimi Baslangiçta Protesto Mitingleriyle Baslamis, Mücadelenin İleri Ki Dönemlerde İse Cephede Ve Cephe Gerisinde Görev Almalarla Devam Etmisti. Kadinlar, Bu Tür Faaliyetlerin Yaninda, Ayrica Anadolu'nun Çesitli Bölgelerinde Baslayan Örgütlenme Faaliyetlerine De Etkin Olarak Katilmislardir. Nitekim Kadinlar Tarafindan, "5 Kasim 1919'da Sivas'ta Anadolu Kadinlari Müdafaa-i Vatan Cemiyeti Kurulur. Cemiyetin 11 Maddelik Kurulus Tüzügü 1. Maddesinde Sivas Merkezine Bagli Yerel Ve Bagimsiz Subelerin Kurulmasini Öngörür. 2. Maddede "mütarekenin İmza Tarihinde Elimizde Kalan Ve Çogunlugunu Müslümanlarin Teskil Ettigi Osmanli Topraklarinin Bir Bütün Oldugu, Parçalanamayacagi" İlkesi Benimsenmektedir... 4. Madde, Dogal Ve Faal Üyelerin Kimler Oldugunu Saptamaktadir. Buna Göre Tüm "ıslam Hanimlari" Dernegin Dogal Üyesi Kabul Edilmektedir... Amasya, Kayseri, Nigde, Erzincan, Burdur, Pinar Hisar, Konya, Denizli, Kastamonu Ve Kangal'da Subeler Kurulur..."8 1919 Yilinda Kadinlarin Bilfiil Üyesi Olduklari Derneklerin Sayisi 19'u Bulmustu.9 Milli Mücadelenin İlk Dönemlerinde Faaliyet Gösteren Bu Tür Kadin Derneklerinin Amaci Ülkenin Düsmandan Kurtarilmasi İdi. Amaç, Bütün Dünyaya Halide Edip Adivar'in Da Belirttigi Gibi "insanlarin Kardesligini Ve Barisini İfade Eden Islamiyetin De, Türkiye, Zulme Ugramis Milletin De Ebedi" Oldugunu Göstermekti.10 Bu Nedenle De, Kadinlar Kendileri İçin Siyasal Hak Talebini Baslangiçta Gündeme Getirmemislerdi.
     Ancak, Cumhuriyetin İlan Edilmesi İle Birlikte Kadinlarin Da Kendilerine Siyasal Haklarin Verilmesi İçin Bir Takim Çalismalarda Bulunduklari Görülmektedir. Kadinlara Seçme Ve Seçilme Haklari Dahil Bir Takim Siyasal Haklarin Verilmesi İçin Faaliyette Bulunan Örgütlenmelerin Basinda İse 1924 Yilinda Kurulan Türk Kadinlar Birligi Gelmekteydi. Ancak, Bu Birlik, Bir Taraftan Siyasi Haklari Elde Etmek İçin Çaba Sarfederken, Diger Yandan Da "zamanin Çok Özel Kosullari Nedeniyle Ve Kurulusuna Karsi Çikabilecek Engelleri Önlemek İçin, Siyasal Nitelikli Tüm Maddeleri Tüzügünden Çikarmaya Karar Vermis"11 Olmasi Gibi Bir Çeliski, Ülkenin Yönetimini Tek Basina Ele Geçiren Mustafa Kemal'in Hiçbir Muhalefete Tahammül Etmemesinden Kaynaklanmaktaydi. Zaten Yerel Yönetimler De, Merkezi Hükümet De Henüz Zamani Gelmedigi İçin Kadinlara Siyasal Haklarin Verilmesini Reddediyordu. Çünkü, Ülke Ve Ülke İnsanlari İçin Neyin Uygun Oldugu, Neyin De Uygun Olmadigina En İyi Karar Veren "tekçi" İrade, Henüz Kadinlara Siyasal Haklarin Verilmesini Uygun Bulmuyordu. Ancak Buna Ragmen, 1927 Yilinin Mart Ayinda Türk Kadin Birligi'nin Istanbul'da Yaptigi "kongrede Oturumlara Baskanlik Eden Nezihe Muhittin Hanim Çalismalar Sirasinda, Kadinlar İçin Oy Hakki Ve Onlarin Yerel Seçimlere Katilmalarini İstiyordu. Bunun İçin Yapilmak İstenen Tüzük Degisikligine Karsi Çikan Ve Kadinlarin Görevlerinin Esas Olarak Çocuk Dogurmak Ve Yetistirmek Oldugunu İleri Süren Istanbul Valisi İse, Onlarin Ne Siyasal Haklara Sahip Olmalarini, Ne De Kamu Görevi Yapmalarini Uygun Buluyordu...
     Ayni Yil İçinde, Yapilmasi Beklenen Seçimler Kadinlar Birligi'nin İstemlerini Yogunlastirmasina Neden Oldu. Dernegin Baskani Söyle Diyordu: "devrimleri Doguran, Çabalar Ve Savasimdir. Biz De, Seçimden Seçime Her Yurttas Gibi Haklarimizi Alacagimiz Güne Degin Savasmayi Sürdürecegiz. Yasalar, Er Geç Toplumsal Yasamin Gereklerine Uymak Zorundadirlar."12 Kadinlar Birligi Yetkilileri, Ülke Yönetimini Zorla Ele Geçiren Bu "tekçi" İradeye Meydan Okurcasina Bu Tür Konusmalara Devam Ediyordu. Ancak, Belirli Bir Süre Sonra Bu Tür Konusmalar, 'tekçi' İradenin Hosuna Gitmeyecek Ve Kadinlara Yönelik Bir Takim Müeyyidelerin Konmasina Neden Olacakti. Nitekim Bu Birlik Adina Yapilan Bir Baska Konusmada, "biz, Seçim Haklarimizi Elde Etmeye Dayali Olan İdealimizden Vazgeçmis Degiliz. Zira Bundan Vazgeçersek Dernegimizin Hiçbir Var Olus Nedeni Kalmaz. Davamizin Zaferi İçin Ölünceye Kadar Çalisacagiz. Bizim Yasamimiz Buna Yetmezse Hiç Olmazsa Bizden Sonra Gelenler İçin Ortaligi Temizlemis Oluruz "deniyordu. Ancak Bu Konusma Bardagi Tasiran Son Konusma Oldu. Çünkü, Bu Tür Konusmalar "tekçi" İradenin Ortak Kabul Etmez Egemenligine Saldiri Anlami Tasiyordu. Iste Bu 'tekçi' İradenin Buna Tahammül Etmesi Mümkün Degildi. Ve, Bu Tür Konusmalari Sona Erdirmek İçin, O "bildik" Senaryolar Devreye Sokuldu. Nitekim, Çesitli Ayak Oyunlari Neticesinde, "(...) 1927 Eylül'ünde, Dernek İçinde Bir Bölünme Oldu... Polis Dernek Merkezinde Arama Yapti, "idari Usulsüzlük" Gerekçesiyle De Kayitlarini Mühürledi. Gerçekte, Bu Önlemlerin Gerisindeki Gerekçe, Dernegin Ve Dernek Sorumlularinin Çok Asiri Bulunan İstekleriydi. Türk Kadinlar Birligi'nin Seçimler Sirasindaki İstemlerini Hiç De Olumlu Karsilamayan Pek Çok Gazete Birlik Yönetim Kurulunun Dagitilmasi Kararindan Çok Se-vinç Duydular..." 13 Egemen İradenin Kadinlara Herhangi Bir Hak Vermeyecegi Ta 1924'lü Yillardaki Uygulamalardan Anlasilmaktaydi. Çünkü, Muha-liflerin Tamamen Ayiklandigi Ve Üyelerinin Tek Basina Mustafa Kemal Tarafindan Atanan Meclis Bile Kadinlara İstenilen Haklari Vermeyi Kabul Etmemisti. "2. Meclisin 2. Yilinda 13. Toplantida 1924 Anayasasi Üzerine Yapilan Tartismalar Sirasinda 10. Madde "her Türk, Milletvekili Seçimine Katilmak Hakkina Sahiptir" Maddesi Tartisilirken Söz Alan Bazi Milletvekilleri, "türk Vatandaslarinin" Kadinlari Da İçerdigini Savunmuslar Hatta Bunu Açikça Belirtmek Üzere Madde Degisikligi Önermisler Fakat Bu Öneri Kabul Edilmemis Ve Tartismalar Sonunda Madde, Komisyonun Önerisinden Daha Kati Bir Sekle Bürünerek " "her Erkek Türk" Seklinde Degisti-rilmistir" Deniyor. Tezer Taskiran'dan Aktarildigi Belirtilen Dipnotta İse "bu Tartismalarda Göze Çarpan Birkaç İlginç Nokta Var. Kadinlarin Seçme, Seçilme Haklarinin En Atesli Savunucusu Görünen Recep (peker) Bey'dir. Oysa Sonradan Milletvekili Seçme Seçilme Yasasini 1934'e Kadar Geciktirenler Arasinda Recep Beyin De Bulundugu Anlasiliyor"14 Denilmektedir. Bugün Kadinlara Siyasal Haklarin Mustafa Kemal Tarafindan Verildigini Övünerek Anlatan Kemalistlerin Basörtülü Müslümanlara Karsi Takindiklari Tavrin Nereden Kaynaklandigi Daha İyi Anlasilmiyor Mu? Bu Olaylar, Bir Taraftan Kadin Haklari Sampiyonlugu Yapan, Öbür Taraftan Da Kendileri Disindaki Kadinlari İnsan Yerine Bile Koymayan Marjinallesmis (sirin Tekeli'nin Deyimiyle) Tören Derneklerinin İki Yüzlülüklerinin De Nereye Dayandigini Göstermesi Bakimindan İlginç Degil Mi?s

dipnotlar:
1-kadir Misiroglu, Sarikli Mücahidler, Sebil Yay. Ist. 1976 S.121
2-cemal Kutay, Istiklal Savasinin Maneviyat Ordusu, 1. C.ıst. 1977 S.219
3-z. Sertel, Hatirladiklarim, Gözlem Yay. Ist. 3. Bsk. Mart 1977 S.67
4-z. Sertel, Age. S.116
5-z. Sertel, Age. S.67
6-ısmail Cem, Türkiye'de Geri Kalmisligin Tarihi, Cem Yay. 4 Bsk.1974, Ist.s.285
7-nakleden Dogan Avcioglu, Türkiye'nin Düzeni, Birinci Kitap, Tekin Yay. Its.1977, S.284,285,286
8-sirin Tekeli Kadinlar Ve Siyasal Toplumsal Hayat, Birikim Yay. Ist.1982. S.203
9-sirin Tekeli, Age. S.199
10-halide Edip Adivar, Türkün Atesle Imtihani, Atlas Yay. Ist.1979, S.32
11-dr. Bernard Caporal, Age.s.690
12-dr. Bernard Caporal, Age.s.691-2
13-dr. Bernard Caporal, Age. 693-4
14-sirin Tekeli, Age. S.206

kaynak: Taha Islam, Yakin Tarih

Logged
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
TRForumcu.NeT | Bilgi ve Paylaşım Platformu
K*E*S*H
Saygıdeğer Üye
********


Yer : kafam güzel tam çıkartamıyorum
Mesaj : 3.591
Forum Para : 8308.00 YTL
Karizma Puanı : 2491
Teşekkür: Edilen: 13
Alınan: 44
kesh@trforumcu.com E-Posta
Offline
« Yanıtla #1 : 05 Kasım 2006, 17:37:06 »


 Paylaşım İçin Çok Teşekkürler

Logged
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
 
TRForumcu.NeT | Bilgi ve Paylaşım Platformu
ѕωєєтнєαят¢ηη
мєηтαℓℓу мσ∂υℓαтє
WebMaster
*********


Yer : ???
Mesaj : 5.658
Forum Para : 27516.00 YTL
Karizma Puanı : 762
Teşekkür: Edilen: 635
Alınan: 483
нєяşєу вєη∂єη öη¢є вєη (ѕєη) ∂єη ѕσηяαуıм
Online
« Yanıtla #2 : 05 Şubat 2007, 15:42:32 »

sağol deniz paylaşım için

Logged
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
 
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Tags: