|
|
 |
« : 14 Nisan 2008, 17:01:22 » |
|
Bir veli, ilköğretim okulu 4. sınıf öğrencisi olan çocuğunun, zorunludin dersi eğitiminden muaf tutulması yönündeki 12 Temmuz 2005 tarihlibaşvurusunun, cevap verilmeyerek reddine ilişkin İstanbul Valiliği İlMilli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle dava açmıştı.İstanbul 5. İdare Mahkemesi, çocuğunun zorunlu Din Kültürü ve AhlakBilgisi dersinden muaf tutulması gerektiği görüşüyle işlemi iptaletmişti.
İstanbul Valiliği, İdare Mahkemesi kararını temyiz ederek, bozulmasını istedi.
Temyizistemini görüşen Danıştay 8. Dairesi, Valiliğin istemini reddederek,İstanbul 5. İdare Mahkemesi kararını oy birliğiyle onadı.
AYNI KONUDAKİ İKİNCİ DAVA
Danıştay 8. Dairesi, aynı yöndeki bir başka davayı da karara bağladı.
Çocuğuilköğretim 7. sınıf öğrencisi olan bir veli, çocuğunun zorunlu dindersi eğitiminden muaf tutulması yönündeki başvurusunun reddine ilişkinİstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyledava açmış, İstanbul 6. İdare Mahkemesi, davayı reddetmişti. Velinin,İdare Mahkemesi kararını temyiz etmesi ve bozulmasını istemesi üzerinebu dosyayı da görüşen Danıştay 8. Dairesi, İstanbul 6. İdare Mahkemesikararının bozulmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere İdareMahkemesi`ne gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi.
Danıştay 8. Dairesinin, iki davaya ilişkin kararlarının ortak gerekçesinde, şöyle denildi:
``Anayasa`nın24. maddesinde, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminin zorunluolduğunun belirtilmesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilenöğretimin adının din kültürü ve ahlak bilgisi olmasına rağmen, içerikolarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi olarak kabul edilemeyeceğiaçık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine,küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı olması karşısında,Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlututulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.``
Daireningerekçesinde, ``Devletin, eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerinedüşen görevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerinnesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmasına dikkat etmesi veebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesigerekmektedir`` görüşüne yer verildi.
İstanbul İl Milli EğitimMüdürlüğü, çocukları ilköğretimde okuyan iki velinin, ayrı tarihlerdeyaptığı ``çocuklarının zorunlu din dersi eğitiminden muaf tutulmasıyönündeki`` başvurularını reddetti.
Bu işlemlerin iptaledilmesi istemiyle açılan davalarda İstanbul 5. İdare Mahkemesi İlMilli Eğitim Müdürlüğünün kararını iptal ederken, diğer davaya bakanİstanbul 6. İdare Mahkemesi ise davayı reddetti.
Her ikikararın temyiz edilmesi üzerine istemleri görüşen Danıştay 8. Dairesi,5. İdare Mahkemesinin kararını oy birliği ile onarken, İstanbul 6.İdare Mahkemesi kararını oy birliği ile bozdu.
ORTAK GEREKÇE Daire, her iki davanın konusu da aynı olduğu için iki davaya ortak gerekçe yazdı.
Daireningerekçesinde, Anayasa`nın ``Din ve vicdan hürriyeti`` başlıklı 24.maddesinde, ``Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetinesahiptir... Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim vedenetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi, ilk veortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yeralır...`` hükmünün yer aldığı anımsatıldı.
Gerekçede, 1739sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu`nun 12. maddesinde de ``Türk millieğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretimokulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasındayer alır`` hükmü bulunduğu hatırlatıldı.
Gerekçede, davacının,zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nin 9. maddesi ileEk 1 No`lu Protokol`ün 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürdüğübelirtilerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nin Türkiye açısındanbağlayıcı olduğu, sözleşmenin ``Eğitim hakkı`` başlıklı maddesinde,``Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim veöğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana vebabanın bu eğitim ve öğretimi kendi dini ve felsefi inançlarına göreyapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir`` düzenlemesine yerverildiği kaydedildi.
Gerekçede, davacının, ilk ve ortaöğretimkurumlarında verilen eğitimin kendi dini ve felsefi inançlarına uygunbir müfredatla verilmediğini ileri sürerek çocuğunun din dersinden muaftutulması talebi karşısında, uyuşmazlığın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisidersinin müfredatından kaynaklandığı sonucuna varıldığı, bu nedenleincelemenin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredatına ve bumüfredat çerçevesinde davacının talebinde haklılık bulunupbulunmadığına yönelik yapıldığı da ifade edildi.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Bukapsamda, Anayasa Mahkemesinin 16 Eylül 1998 günlü kararına yer verilengerekçede, Anayasa Mahkemesinin kararında, şu tespitlerin yapıldığıvurgulandı:
``Laik devletin, doğası gereği resmi bir dinininbulunmaması, belli bir dine üstünlük tanımamasını, onun gerekleriniyasalar ve diğer idari işlemlerle geçerli kılmaya çalışmamasınıgerektirir. Bu bağlamda, laik bir devlette belli bir dinin, eğitim veöğretimi zorunlu hale getirilemez...
Anayasa`nın 24.maddesinin dördüncü fıkrasına göre, din ve ahlak eğitim ve öğretimiDevletin gözetimi ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlaköğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu derslerarasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancakkişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin isteğinebağlıdır.
Din ve ahlak eğitim ve öğretiminin devletin gözetimve denetimi altında yapılmasının nedeni, maddenin gerekçesinde debelirtildiği gibi bu konudaki eğitim ve öğretim özgürlüğünün kötüyekullanılmasını engellemektir. Dinler hakkında yansız ve tanıtıcıbilgiler vermek ve ahlaki değerleri benimsetmek amacıyla din kültürü veahlak öğretimi dersleri ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulanzorunlu dersler arasına alınmıştır. Din eğitimi yerine `din kültürü`dersinden söz edilmesi de bu amacı açıkça ortaya koymaktadır. Bunundışındaki din eğitimi ve öğretimi, ancak kişilerin kendi isteğine,küçüklerin de kanuni temsilcisinin iznine bağlı tutulmuştur.``
DİN EĞİTİMİ Mİ, DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK ÖĞRETİMİ Mİ? Gerekçede,``Anayasa Mahkemesinin belirlediği bu hukuki durum çerçevesindedeğerlendirilerek, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimeilişkin müfredatın `din kültürü ve ahlak öğretimi` mi yoksa `dineğitimi` mi olduğunun tespiti gerekmektedir`` denildi.
Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin, 9 Ekim 2007 tarihli Hasan ve Eylem Zenginkararına da yer verilen gerekçede, başvuranların Din Kültürü ve AhlakBilgisi derslerinden muaf tutulması taleplerine yönelik olarak, MilliEğitim Bakanlığınca onaylı 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda okutulan DinKültürü ve Ahlak Bilgisine ilişkin beş ders kitabının içeriklerininincelendiği ifade edildi.
Gerekçede, AİHM`ce, söz konusumüfredatın incelemesi sonucunda, ``Türkiye`de hakim olan dinselçeşitliliğin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde dikkatealınmadığı, özellikle Alevi inancına sahip topluluğun Türk nüfusundakioranının çok büyük olmasına rağmen, öğrencilerin Alevi inancının itikatveya ibadet unsurları hakkında eğitim almadığı, 9. sınıfta bu inancınortaya çıkışında en büyük etkisi olan iki şahsiyetin yaşam felsefesininöğretilmesinin, bu öğretimdeki eksiklikleri gidermekte yetersizkaldığı`` değerlendirmesi yapıldığı anımsatıldı.
Gerekçede,``Bu bağlamda, Mahkemenin demokratik bir toplumun eğitimde çoğulculuğubenimsemesinin, öğrencilerin dini konular hakkında düşünce, vicdan veinanç özgürlüğü çerçevesinde eleştirel bir bakış oluşturmalarınısağlayabileceği kanaatinde olduğu ifade edilmiştir`` denildi.
AİHMkararında özetle, ``Türkiye`de ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilendin kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminin rehber ilkelerinin Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi`ne aykırı bir yönünün olmadığı, ancak eğitimsisteminde, din dersleriyle ilgili tarafsızlık ve çoğulculukkoşullarının yerine getirilmemesi ve ebeveynlerin inançlarına saygıgösterilmesini sağlayacak uygun bir yöntem sunulmaması nedenleriyle,sistemin yetersiz olmasından ötürü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`ninihlal edildiği``nin belirtildiği vurgulandı.
``EBEVEYNLERİN DİNİ VE FELSEFİ KANAATLERİNE SAYGI``
Gerekçede, şöyle denildi:
``Devletin,eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerine düşen görevleri yerinegetirirken, müfredatta yer alan bilgilerin nesnel ve çoğulcu birşekilde aktarılmasına dikkat etmesi ve ebeveynlerin dini ve felsefikanaatlerine saygı göstermesi gerekmektedir.
Anayasa`nın 24.maddesine göre, din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretimkurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında olduğu kuşkusuzdur.Ancak, bu öğretimin Anayasa`nın öngördüğü amaca uygun bir müfredatlaverilmesi gerektiği, içeriğinin nesnel ve çoğulcu olması, kişinindininin bir ayrım ve eşitsizlik unsuru olarak kullanılmaması vedevletin dinler karşısında tarafsız kalarak, bütün dinsel inançlarıeşdeğer görmesi gerekmektedir. Öğretimde uygulanan müfredatın belirlibir din anlayışını esas alması durumunda, bunun Din Kültürü ve AhlakBilgisi dersi olarak kabul edilemeyeceği ve din eğitimi halini alacağıaçıktır. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince öğretime ilişkinmüfredatta yapılan ve kararımızda hüküm kurmaya yeterli görülentespitler uyarınca, ülkemizde çoğulculuk anlayışı içerisinde, nesnel verasyonel bir şekilde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimininverilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, Anayasa`nın 24.maddesinde, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminin zorunlu olduğununbelirtilmesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimin adınındin kültürü ve ahlak bilgisi olmasına rağmen, içerik olarak din kültürüve ahlak bilgisi öğretimi olarak kabul edilemeyeceği açık olduğundan vedin eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunitemsilcisinin talebine bağlı olması karşısında, Din Kültürü ve AhlakBilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlıkbulunmamaktadır.``
|